|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2008 Nerden: istanbul Mesajlar: 79
|
Cennetin Üç demir atlısı (bölüm 1)
Doğu ekspresi düdüğünü öttürdüğünde her yanını huzur kapladı oh be dedi içinden işte sonunda başladık. Zaferle gözgöze geldi hiç konuşmadan tebessüm ettiler birbirlerine. Artık konuşacak bişey yoktu. Demek yıllar sonra sıla-i rahim böyle gerçekleşecekti. Saatine baktı yirmiiki saat sonra Erzurumdayız evvelallah. Volkan herzamaki gibi telaşe memurluğuna devam Abi şunu nereye koyayım. Yok sen gel böyle otur, Su içermisin – içmem, kola vereyimmi Volkaaan deyincede o boynunu büküp tamam be abi demesi Zafer’le Alparslan'da kahkahaya sebep olmuştu. Bana ne be demesiyle sigara paketini alıp koridora çıktı o an camdan baktım istasyonun adı “Bostancı” Ankarada bir saate yakın bekledi Tren. İlk iş yük vagonuna gidip motorları kontrol etmek olmuştu Allaha şükür sapağlamdılar. Mahçup bir vaziyette merak etmeyin çözeriz Erzurum'da iplerinizi salarız dağlara. Saate baktı Çok var be dedi iç çekti hadi bişeyler alalım. Epeydir ortak düşleriydi , Yada Alparslan onları ortak etmişti kendi düşlerine Ama hakkaten çok güzel olacaktı. Ha diye gidilecek görülecek yerler değildiki Başlıbaşına bir maceraydı başlıbaşına bir güzel anı olacaktı hepsi için. Erzurum son duraktı tren le. Sonra gezilecek yerler gezilecek Ver elini Kars oradan Ardahan Şavşat üzeri Artvin. Çoruh boyundan Yusufeli, İspir üzeri Tekrar Erzurum. Ve dönüş. Plan buydu Allah izin verise böyle olacaktı. Zafer Erzurum’lu Alparslan Artvin’liydi yaklaşık 10 gün sürecek bu gezi sayesinde eş dost ziyaretleri yapılacak bol bol resimde çekilecekti mümkün mertebe çadırda yatılacak ne bulunursa o yenilecekti Sivas ta tekrar kontrol ettiler motorları. Sanki sıkılmış gibi bi halleri vardı Yatsı namazı yeni okunuyordu. Garın mescidinde seferi namazı kılıp tekrar kompartmana döndüler. Sabahaha Erzurum ayazını yemeğe bişey kalmamıştı. Zafer'le Volkan Uyumuştu Uyku tumadı Alparslan'ı çıktı koridora açtı camı avazı çıktığı kadar bağırmak istedi geliyorum ulan geliyorum. Gıkını çıkaramadı gecenin ayazı doldu ciğerlerine gözünden yaş geldi rüzgardan zahir. (devam edecek)
__________________
Ben bir iki tekerli, Kimine göre "deli" kimine göre "veli" "pisikletçi" |
|
|
#5 (permalink) |
|
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2008 Nerden: istanbul Mesajlar: 79
|
Cennetin Üç demir atlısı (bölüm 2)
Selamınaleyküm Abi en yakın benzinci nerde, “Bu ne soğuk be abi”. Ney siz buna soyuhmu diysez Gardaş. Bu neçi hele siz bıldır görecediz. İtler burnuni çakaramirdi delüginden. -Hem neydeceniz benzinciyi.? -Almadılar depoları boşaltmadan trene motorları. - Ne siz motorinanmi geldiz? nere gidirsiz!!!? -Valla abi kısmet olursa Kars ordan Artvin Yusufelinden Geri buraya. -Ne diim Yoluz açığ olsun gardaş Petroli sormiştin hemi... -He abi. Bir buçuk litrelik şaşalı pay ettiler motorlara. Aksırıp tıksırıp çalıştılar. Zati yola çıkmadan tüm bakımnları yapılmıştı. Gardan Çıkarken Ey onsekizbinalemin sahibi şunlara akıl fikir ver bakışları altında az evvelki benzinciye doğru sürdüler. Üç kümbetlerden sola dönüp İnce minarenin tam karşısındaki Kahvenin önüne çektiler motorları. Benzinci burayı tarif etmişti. İçeri girdiklerinde Üç kişi kahvaltı yapıyordu. Yakutiye semti su katılmamış dadaşların merkezi bilinirdi. Hiç bişey sormadan davet ettiler sofraya Vay babam vay bu nasıl bir sofradır..! Bir yanda çeçil peyniri; yanında has bal; onun yanında tereyağı buram buram kokuyor. Volkan biraz çekinceli oturmuştu. Yaşlı olan Adını snradan Öğrendik "Turan emmi" Fırçaladı. Hele bi yanaş gadan alım yanaş İstanbul sofrası değil. Ama idare eder. Sofra toplanmış Kıtlama çaylar gelmişti. Turan emmi bizi köşesine götürdü Kore gazisiymiş. Yegenlerime Çay verin hele diye bağırıp sözü Koreye getiriyordu. İçerdekiler Bıyık altın hem gülüyor, hemde bize acıyarak bakıyorlardı. Ama biz memnunduk esaretimizden. Hele yegen bindik burdan vapurlara dört beş gün geçmiştiki, Bir denize geldik hind miymiş neymiş, Aha bele kağhir inir vapurun ögi Allah sizi inandırsın. Kusa kusa bi hal olduğ. Neyse vardığ Koreye, Merkebin sevmediği ot burnunun dibinde biter diye boşuna dememişler. Yunanlilarla ayni yerde çadırları kurduk, Dada canı sıkılan Yunan dögir. Sonunda bunlar rahat durmiyer diye yolladilar cepheye. Hey gidi hey "Tahsin paşa" başımızdaki. Bırak düşmanı. Bizim taraftaki gavurlar bile gördimi kaçacağ delik bulamiyer. Sançen boğazi deduğlari bir yer var biz orayı tutiyeruğ. Ola gardaş Bir gün sabaha karşi bi taarruza geçtiler. Makinali tüfegin başındayım vurirem vurirem bitmiir, vurirem vurirem bitmiir soyğalar aha abela güçük güçük adamlar ter dırnağımdan çığtı yeminen inanisez. Ne yaptı ettiyseler bir bardak çay parası veremediler. Narman’a Doğru sürdüler. Zafer’ ata ocağına varılacaktı Hadi bismillah. akalteke 2008
__________________
Ben bir iki tekerli, Kimine göre "deli" kimine göre "veli" "pisikletçi" Konu akalteke tarafından (17-09-2008 Saat 04:58 ) değiştirilmiştir. |
|
|
#8 (permalink) | |
|
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2008 Nerden: istanbul Mesajlar: 79
|
Alıntı:
haklısınız yazarken daha dikkatli olmak lazım. Düzelttiğimi sanıyorum uyarınız için tekrar teşekkürler
__________________
Ben bir iki tekerli, Kimine göre "deli" kimine göre "veli" "pisikletçi" |
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2008 Nerden: istanbul Mesajlar: 79
|
Cennetin Üç demir atlısı (bölüm 3)
Yol boyunda gerek traktör gerekse atların çektiği "furğun" denilen at arabalarındaki ot ve saman yüklerinin yanından geçerken sanki üzerlerine devrilecekmiş gibi geldi. Sonra alıştılar. Çay takip eden yolda ilerleken, buram buram toprak ve bitki kokusu genzi yakacak derecedeydi. İrili ufaklı bir kaç köyden geçerken: bazen bir kaz sürüsü önlerini kesiyor, bazen üç beş inek, Bazende çocuklar takılıyordu peşlerine. Bir yol çeşmesinde durduklarında -Volkan abi be o ufak kızların ayaklarındaki plastik ayakkabılar ne şirin bide koşarken ayaklarından çıkmasa. He üstelik koşarken tekrar ayakkabı giyebilmek gibi bir özellikleri var. Alpaslan yahu gardaş “İstanbul neçi Erzurum yayla” dedi Üçü birden bastı kahkahayı onlardan başkada kimsede yoktu etrafta. Cırcır böceklerinin sesine derenin sesi karışırken bir iskete solo yapıyordu. Aman yarabbi...! Zaferdeki tafraları görecen Sanki tüm "Erzurum onun". Aidiyet duyduğu bir şeye başkalarının bu kadar hayran olması çok hoşuna gidiyordu. Daha ziyade o herkesten farklı duygular içindeydi. Memleketinin yollarıda sürüyordu. O o toprağın insanıydı. Ordan hasıl olmuştu. Pek bulaşmadı Alparslan. Çaktırmadan baktı içinden babaadamsın vesselam dedi. Narmanın girişinde lastiklerin havası için benzincide durdukların da Volkan gözleri bir karış açık Abi kirazları gördüzmü He gördük neolacak yahu abi bu mevsimde kirazmı olur. Fazla zorlama istersen bu mevsimde burada karda yağar. -Bak sana anlatayım Evliya çelebi Burayla ilgili dostlarıyla sohbet ederken Oradakilerden biri sormuş Erzurumda havalar soğuk oluyormuş doğrumu...? Çelebi demişki -Vallahi dostum Üçyüzaltmışdört gün kaldım Yaz gelecek diyorlardı “ ben görmedim..” Otlutepe köyüne vardıklarında. Daha köyün girişinde tüm gözler üzerlerindeydi. İkinci vites Zaferin peşine takılmış köyü bir boydan bir boya geçtiler. Sonra bir evin önünde durdular. Zafer elinden geldiğince ağırdan alıyor ötekilerde onu izliyordu. Sonunda kaskı çıkardı . Herkesin önündeki kafasında köşeli kasketli muntazam traşlı yelekte kösteklli amca Ola bu bizim yegen Zafer dedi Zafer amcasının eline eğildi. Volkanla Alpaslan sanki Müthiş bir drama seyrediyorlardı. ikisininde gözleri buğulanmıştı Sonunda bitti seramoni. Etraftaki evlerden ve kapı önündeki motorun peşine takılmış çocukların meraklı bakışlarına cevap niteliğinde şapkasını çıkarıp cebinden çıkardığı kenarı çizgili mendille terini sildi. Ve tekrar etrafına göz gezdirdi. Bu şeref benim der gibi baktı. Doğruya “Misafirden büyük şerefmi olur.” Akalteke 2008
__________________
Ben bir iki tekerli, Kimine göre "deli" kimine göre "veli" "pisikletçi" Konu akalteke tarafından (18-09-2008 Saat 06:07 ) değiştirilmiştir. |
|
|
#10 (permalink) |
|
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2008 Nerden: istanbul Mesajlar: 79
|
(bölüm 4)
Yer Erzurum Hele kazasıda Narmansa Söz dönüp dolaşıp bir yerinden Naim hocaya gelmesse olmazdı. Naim Hoca son zamanların Erzurum’daki Önemli şahsiyetlerinden biri olup. Nüktedan tarihi bilgisi müthiş, Cumhuriyet. Aşığı Aydın bir emekli imamdı. Emekli maaşını Mehmetçik vakfına bağışlamış. Dört metrekarelik dükkanında bakırcılık yapan onunla geçinen, Ezurum sporun maçlarını kaçırmayan. Çağın Hoca Nasrettini idi. Taş evin büyükçe odasında yer minderlerinde oturularak yapılan sohbetinde çayında demi tam kıvamındaydı. Ve Naim Hocadan laf açılmıştı bir kez. Zaferin amca oğlu aldı lafı. Erzurumspor yenilirse küme düşecek, berabere kalır ya da yenerse ligde kalacaktır. Hoca'dan dua etmesini isterler: - Hocam bi dua et de takım yensin, heç degilse berabere galsın. Hoca dua eder. Maçın 90 dakikası berabere biter ama Erzurumspor uzatmalarda bir gol yer ve küme düşer. Taraftarlar: -Ne biçim dua ettin" diye Hoca'ya çıkışırlar. Hoca: - Ula uşah ben 90 dekke için dua ettim. Ne bülim gavat uzadacah!. Resmen Kasıklarımız sancıyor Gözlerimizden yaş geliyordu. Bunu Duymişez dedi ordan Muhtar Hele bi dinleyin Bir Cuma güniydi geçmiş zaman dediler Hoca vaaz verir filanca camide dedim gitesek olmaz. Öğleden sonra hükümette içimiz var erkenden vardığ camiye hoca günahtan sevaptan bahsediyer. - Bahın gözüm cemaat ! Günahnan sevap neye benzer bilirmisiz? Hani yeni çıhmış bir maçine varya, bankalara goymuşlar, bele gidir içinden para çekirsen.. Bu arada cemaatten biri "Hocam onun adı BANKAMATİK" diye ikazda bulundu. Hoca tastik ederek: - Temam, işte o matik varya, ona gidir bir kart sohirsen sonra birgaç numara yazirsan. Eğer daha önce para yatırmışsan maçine hemen istediğin parayi verir. Yoh daha önce para yatırmamışsan, maçine sene diyir çi : "Ula gavat, sen ne parasi yatırdınki şimdi de benden isdirsen? Hadi ordan çekil!... " İşte sevapda buna benzer. Eğer bu dünyada sevap yaparsan , öbür dünyada garşına gelir. Yapmassan, heç bir şey bekleme!.. Bu yetmişti. Zaten misafirler yorgun dedi muhtar peşine hayden kağağ size heyirli, yolculuğlar kardaşlar yoluz açığ ola herkes çekildi Üçü başbaşa kalmıştı ertesi sabah Narman’ dan Sarıkamış’a geçilecekti Yolun toprak yol olduğu Söylediler Fakat Grayder geçmiş yakında fena değilmiş. Alpaslanı uyku tutmadı Sarıkamış Şehitleri Düşmüştü aklına Ulan dedi vurularak ölmeyi savaşarak kaybetmeyi Yahu herşeyi anlarım Ama yok be donarak ölmek yok doksan bin can hemde canki ne can. Varalaım hele yarın huzurlarınna Okuyalım bir fatiha şefaat isteyelim. Yün yorganı çekti genede üşüdü. Oysa onlar cephede donmuştu. akalteke 2008
__________________
Ben bir iki tekerli, Kimine göre "deli" kimine göre "veli" "pisikletçi" |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |