|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2008 Nerden: istanbul Mesajlar: 79
|
"...Hesapsızca Özlerim..."
Ellerinde eriyorum farkındamısın. Bir orman yolunun virajları kadar güzel ve gizemli sana olan tutkum. Ardıç ağacının serini gibi kadifemsi dokunuşlar olurdu dudaklarından çıkan kelmeler. Ki o kelimeler kavak yaprakları gibi koptu düştü teker teker ve bir sarı gazel oldu eridi. Tıpkı Motorumla erittiğim Köy yolları gibi özledim dudaklarındaki kelimeleri. Ne yollardan bıktım nede muhabbetinden. Bir asmanın Duldasında dinlenirken Özürlüğümü paylaşanları sevdim motorum gibi. Bir o kadarda nefret ettim beni tutunduğum vede sığındığım yücelerimden ayıranlardan. Hasrete dair ne varsa ciğerime oturan tek tek kanadı bir kez daha. Hasretimi sevdim özleyebilmeyi sevdim ve alabildiğim tek şey olan kelimeleri sevdim. Vardığım bir deniz kıyısında veya bir dere kenarında olmadı bir İstanbul gecesinde; Yan aykataki motoruma dayanmış termostan çay içerken Özügrlüğümü paylaştıklarımı özledim... Karakış aylarında süzülürken Sabahın ayazında Çiğden ıslanan yol kenarı ayrık otlarının parıltısı kadar güzel sözcüklerini hatırladım. Üşüdüm, özlemişim iyice üşüdüm. Bir Vites daha yükselttim. Başım sağ omuzuma doğru bükülürken Belli belirsiz tebessüm vardı daldım giitim. Muhabbetin kadar hasretinde güzelmiş. Ne motorumun sesi, ne ormanın uğultusu, ne böcek, ne de kuş ötüşleri vardı. Sadece bohem bir sükut ve birde hasretin vardı. Balıkçı barınağının Çay ocağında avucumda tuttuğum çay bardağımıydı yoksa yüreğimmi...? İkiside sıcacık birinin içinde çay vardı birinin içinde hasretim. Elimde çayımla kapının önüne çıktım. Severdim zordan gelenleri. Önce Medireğin Üstünden martı sürüsü belirir. Balıkçı motorunun sesi gelir. Limanın ağzında Belirir balıkçı motoru. Herkes ışığı bekler işaret işiğını Boşmu geliyor dolumu. Gerek klakson gerekse lambayla der ben böyle geliyorum diye. Ona göre hareketlenir ortalık. O kalabalığın içerisinde yadırgamazlar beni. Aslında orda olmadığımı bilirler sanki Yokmusum gibi davranırlar. Aynı Martılar gibi yada kediler gibi hissederim kendimi Onlar kasadan düşecek bir balığı beklerler. Bense seni beklerim. Onlar öyle yasar ben böyle yaşarım. Bir dikişte içerim bir bardak çayı Hasretten dardayım. Son balıkçı motoruda gelir. Dolu yada boş beni zerrece ilgilendirmez. Gelmiştirya yeter. Onlar benim onları beklediğimi bilmesede ben beklerim onları. Tıpkı başka beklediklerim gibi. Biraz olsun avuturum hemde soğuturum yüreğimi elimdeki çay gibi bir dikişte içmek için özlemlerimi. Bütün sudaki motorlar döndümü seyrinden Benim Motoru çalıştırırım. bazen bir iki nazlansada biçer kuşluk vaktini bİz gideriz altımdaki demir yığınıyla üstündeki yürek yılgını olarak Benim peşimden hiç martı gelmez. Bazen birkaç köpek kovalar Onlarda sadece kovalar durunca ısırmaya tenezül etmezler. Anlarlar sanırım hasretten ekşimiş bu adamın eti yenmez diye. Kainatta benim dediğim tek şey kayıtsız şartsız kabul noktasında motorum beni sever. Oysa bilir onun homurtusundan çok inci gibi dökülen kelimelerden mütevveli muhabbeti özlediğimi. Hiç kimsenin yapmadığını yapar özgürlüğümü paylaşır hesap sormaz. “Oysa ben hesapsızca özlerim” akalteke (c)
__________________
Ben bir iki tekerli, Kimine göre "deli" kimine göre "veli" "pisikletçi" |
|
|
#3 (permalink) |
|
Kıdemli Üye
Üyelik tarihi: Aug 2008 Nerden: istanbul Mesajlar: 101
|
Hepimiz biraz aya benzeriz, başkaları tarafından görülemeyen karanlık bir yüzümüz vardır... seninde karanlıktaki yüzün bu sanıırm.. ışıldayan yüreğin... yüreğine sağlık.....
__________________
inadına.... |
![]() |
| Bookmarks |
| Tags |
| akalteke, hikaye, motosiklet, reis, tamer dursun |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |